Haber

İsviçre merkezli firmanın dolandırıcılık davasında tanıklar dinlendi

Çin’de faaliyet gösteren İsviçre merkezli bir şirketi saf bakır yerine parke taşı göndererek dolandırdığı iddia edilen 16 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi.

Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya tutuklu 10 sanık, bazı tanıklar ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada tanık olarak dinlenen TB, limanda operasyon görevlisi olarak çalıştığını söyledi.

Gümrükçü arkadaşlarıyla birlikte konteyneri açtıklarını anlatan TB, “Açmadan önce iki konteynerde de aynı mühür numarası vardı. Biz böyle durumlarda konteyneri açmıyoruz. Vardiya amirimize haber verdik. Gelen maillere baktı. .Yazışmayı gördü acentenin onayını gördükten sonra açabileceğimizi söyledi.Konteynırı açtık.Devrilmiş olduğunu gördük paletler kırılmıştı.İçeride kaldırım taşı olduğunu gördük.Tipi Malların açılış ve kapanış tutanaklarında yazılmamış, ‘Gördüğümü yazıyorum?’ Orada parke taşı yazıyordu, mallar hasarlı olduğu için kayıt departmanı tarafından fotoğraflarını çektim” dedi. dedi.

Gümrük müşavirliği çalışanlarından “Bora” ve “Çağrı” isimli iki kişinin işlemler sırasında orada olduğunu ifade eden TB, “Bu formda konteynerin içinde kaldırım taşı olduğunu gördükten sonra ofise giderken , Bora’dan mı yoksa Çağrı’dan mı bilmiyorum.” yorumunda ‘Bu bakırın ham maddesidir’ ifadelerini kullandı.

Sanıklardan Koçoğlu’nu arayarak ailesinin kuyumcu olduğunu belirterek, bu maddenin bakır olabileceğini bu nedenle ve yer altında bakır bulunması nedeniyle tanığa söylediğini iddia etti.

“Başımı belaya soktukları için iki firmadan şikayetçiyim”

Tanık MY ise nakliyeyi yapan nakliye firmasının sahibi olduğunu ve sanıklardan Dursun Çokyiğit ile konuşarak bu nakliye işine başladığını söyledi.

Çalışmaların Çokyiğit’in uzak akrabası olan AK üzerinden yürütüldüğünü belirten Yılmaz, “Bu işin yaklaşık 4 bin ton bakır olduğu, 180-185 konteynerin taşınmasına tekabül ettiği, 10 aracın da taşınacağı açıklandı. günlük olarak yüklenecek. Taşımaya başladık.” söz konusu.

Mallar bakır olduğu için işçilerini asla otoyoldan dışarı çıkmayacakları konusunda uyardığını ve lastik patlasa bile polisin aranacağını anlatarak, ardından sevkiyatın gerçekleştiğini söyledi.

Sigorta ve finans şube komisyoncularının iş yerine geldiklerinde bu malın sevkıyatı ve taşın nereden alınabileceği ile ilgili sorular sorduklarına dikkat çeken MY, şunları kaydetti:

“Bildiğimi anlattım. Taşın nereden alındığına dair bilgim olmadığını söyledim. Sigortaya iki konteynerin içinin açıldığını, bu konteynerden bakır çıktığını, vadesi geldiğini ifade etti. yanlış mühür.araçlarımın bu konteynerleri çıkarmadığını söyledim.çıkaran plakaları nasıl tespit edeceklerini sordular.konteyner numaralarından tanıyabileceklerini söyledim.iki konteynerin dışarı çıktığı söylendi. 15.30’da limana gidip 17.15’te limana döndüğünü ve bu konteynerlerin Çorlu’ya gidip döndüğünü söyledi.Bunun için süre yetmeyeceği için bunun mümkün olmayacağını söyledim.Fakat denetim görevlisi ‘Görüldü’ dedi. gümrüklerde ve limanlarda herhangi bir yönteme gerek kalmadan, açılıp görmeden “görüntü” işlemleri yapılabiliyor. İki firmadan şikayetçiyim çünkü beni zor duruma soktular.”

Mahkemede diğer sanıklar aleyhlerindeki ifadeleri kabul etmedi.

Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar Hasan Kayacıköse ve Soner’in bulunduğu İsviçre merkezli şirket ile şirket arasında saf bakır alım satım sözleşmesi düzenlendiği belirtildi. Çokyiğit ortaktır.

Sözleşme sonucunda saf bakırın İsviçre merkezli şirketin faaliyet gösterdiği Çin’in Lianyungang kentine gönderileceği ve karşılığında 36 milyon dolar ödeneceği iddianamede belirtiliyor.

İddianamede, firmalar arasında anlaşmaya konu olan saf bakırın Tekirdağ’daki fabrika binasından yüklendiği, sevkiyatlar sırasında mühürleme işleminin tamamlandığı ve Ambarlı Limanı’ndan Lianyungang’a 8 ayrı sevkiyatın gönderildiği, bu sevkiyat sonucunda 36 milyon dolar ödendiğini kaydetti.

Şirkete sevk edildiği sırada konteynerlerin içinde saf bakır yerine kaldırım taşı bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, onu gönderen şirketin resmi ve gayri resmi ortaklarının sanıklar Hasan Kayacıköse olduğu belirtiliyor. ve Soner Çokyiğit.

Sanıkların suçtan zarar gören şirket avukatlarının sunduğu dilekçeler kapsamında sanıkların benzer nitelikteki farklı kişilere karşı birebir davalarının bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, davalarının devam ettiğine dikkat çekildi. Kovuşturma aşamasında haklarında açılan davalara ilişkin iddianamede, “Sanıkların birbirleriyle önceden tanışıklığının olması, şirketin sorumluluğunda suç işlemek üzere kurulmuş örgütün hukuki dayanağıdır. Cumhuriyet tarihinde bir kişiye karşı yapılan en yüksek dolandırıcılık ve sahtekarlıkla yüzleşme çabasının ötesine geçilemeyeceği ve doğal olarak hiyerarşik bir yapı içereceği değerlendirmesi yapılmaktadır.

İddianamede sanıklar Kayacıköse ve Çokyiğit, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “zincir gibi özel belgelerde sahtecilik” suçlarından 11 yıl 3 aydan 33 yıl 3 aya kadar hapis cezasına çarptırıldı.

Sanıklar Saime Çokyiğit, Dursun Çokyiğit, Muammer Karaman, Orhan Mollaoğlu, Ferhat Ulusoy, Başak Yeşilbaş, Sinan Çokyiğit, Ufuk Çatalbaş, Tayfun Gıcır, Ramazan Öner ve Vedat Ulusoy’un “örgüt üyeliği”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “zincirleme” suçlarından yargılanıyor. “belgede sahtecilik” suçlarından 9 yıl 3 aydan 29 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.

Diğer sanıklar Sedat Uzun, Davet Koçoğlu ve Bora İbiş’in “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “zincirde özel belgelerde sahtecilik” suçlarından yeniden aynı hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor. “.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu